Boğaz'da Ölüm
Bugün ölüm günüm
Koşa koşa atladım
Önce uzun uzun gökyüzünden süzüldüm
Martılar uçuştu yanıbaşımdan
Simit sandılar herhal
Çok sürmedi ayaklarım kavuştu
Boğazın sularına
Yavaşladı hızım
Ağır ağır derin derin
Selam verdi anılarım balıklara
Akıntıyla savruldum
Kavuşuyordum ölüme
İçim içimden çıkıyordu
Nefesim kesildi
Ciğerlerimden gitti hayat
Tatlı anılarla acılaştı
Kan kokusu geldi
Kan tadı geldi
Kanadı karardı anılar
Bilirsin açamam gözlerimi derinlerde
Karanlık soğuk boğazı
hissetmez oldu tenim
Böylece gitti içimden canım
Öldün öldüm
Öldürdüm beni
Yani içimdeki
Seni..
ömeR dormuL
8 Aralık 2013 Pazar
20 Haziran 2013 Perşembe
Ayrılıklar ve Başlangıçlar üzerine..
Ayrılıklar ve Başlangıçlar Üzerine..
Dünyaya ayrılıkları yaşamaya gelmişim. her ayrılık bir başlangıç diyor şarkıda. ama ben yeniden başlamak istemiyorum ki..
Bir gün öyle bir gidicem ki başlamak mümkün olmayacak
13 Mayıs 2013 Pazartesi
Çok mu?
Ömrümün şu 23 yılında hakettiğimi düşünüyorum biraz huzuru yakalamayı.. Hep üzüntüyle kırgınlıkla kızgınlıkla geçti geçiyor..
insan kendinde olmayanı istermiş. yıpranma katsayım artıyor..
insan kendinde olmayanı istermiş. yıpranma katsayım artıyor..
5 Nisan 2013 Cuma
Günaydın Doğa
parçalı bulutlu ruhumdan sıyrıldım attım kendimi şehirdeki tek sokağa. önüm arkam sağım solum Yeşil.
Doğa uyanmaya başlamış. ayların verdiği aşınmalardan kimi ağaçlarda tek yaprak yok. Erikler çiçek patlatmış. yeşiller arasına beyazlar serpişmiş.
4 Mart 2013 Pazartesi
Anama Mektup
Not: bu mektup volkan konak ın şiirinden kendi yaşamıma göre düzenleyip Anneme okuduğum mektuptur..
Doğurdun beni bir hastanede kör karanlık bir gecede On dört yaşında beni Antalya ya saldın anacım Ama inan göbeğimi kopartığında bu kadar canım yanmamıştı Belki bu yüzden bu yüzden anacığım yüzüm gözüm kırık dolaşırım hala Avuçlar dolusu ağladım yalnızlığımda pek belli etmeden Ama en çok babam buzağımı kestiğinde ağlamıştım Şimdi bunlar nerden çıktı deme bana hep konuşmak istemişimdir yıllar yılı Ama olmadı Bekli de fakir olmanın bedeli Bir sofrada kahvaltıya doyamadım anacığım bırakta konuşayım Beklide ölesim gelmiş kim bilir bırakta ağlayayım Buralarda insanlar araba ve elbise markalarını ezberlerler bense ayrılıkları Bağzıları yazlıklara gitmeye özler bense mis kokulu anneme kavuşmayı özlerim Kendimi kızılağaçlar arasında kaybediyorum zaman zaman Başıma bastığın toprağın kokusu vuruyor anam anacığım Anacığım bilirsin üniversiteyi Eskişehirde ki Hüseyin Amcanın parasıyla bitirdim Düzensiz harcamalarımı da bilirsin aç kaldım zaman zaman ama onursuz hiçbir zaman Hiçbir zaman da gücenmedim yedi bölgeli ülkeme Çok küfür ettim onursuzlara vazgeçmem derdim Düşüncelerimden dolayı çok uğraştılar benimle Kökü toprakta karayemiş fidanı gibi direndim dimdik onurla İki kez dövdüler beni ağustos ayında ise ekinler sararırken doğduğum şehirde uyandım 9 yaşındayken âşık oldum üniversitedeyse bir orospuya ablamın ve senin müdahalene karşı Velhasıl çok sevdim kadınları anacım aldattıklarımda oldu aldatıldığım da ama asla konuşmadım arkalarından Hele sana lacivert gözlü torun veremedim ya ben yine hayırsız oğlunum senin Kimsenin önünde eğilmedi bu asi başım Bize ilkokulda öğretti öğretmenlerimiz Celal Bahçekapılı Nuri Gazioğlu ve Orhan Yavuz İleriyi görmek için başımızı hep dik tutmayı onlardan öğrendik Bu yüzden anacığım işte bu yüzden güneşin bile üzerine yürüdüm gölgemi geçmek için İyide oldu uzakta kırılan söğüt dalını gördüm acısını da Mısır püskülünü rüzgârda salınmasını seyrettim bahtiyarlığını da Şimdi gelelim sana beni iyi dinle koca çınarım Doktorların iyi doktordur ilaçlarını bir defa olsun saatinde al be anacım arada da telefonu aç Öyle kolay pes etmek yok yaşamakta direneceğiz ve kahretsin ki buda bizim elimizde olan bişey anacığım Duyduğuma göre resmimi duvara asmışsın benim koca anacığım millet senin kara bıyıklı oğluna sevdanı bilemez gülecekler sana Mektubumdaki üzünçlerimden babama bahsetme beni kırsada yıkamaz bu kirli şehir hem kolay okuyasın diye büyük harflerle yazdım kolayına gelipte ablama okutma cumhuriyet kadını evet anam yine kirpiklerim tuzlandı yine galiba şimdilik bu kadar Seni ilkbaharda patlayan tohumun hışırtısı kadar masum öpüyorum ve seni kardelen çiçeğinin özlemiyle kucaklıyorum Biliyorum bu son sözlerden bir şey anlamadın ve beni sövdürmeye başlıyorsun O zaman al sana al sana biricik anacım seni çok seviyorum hayırsız oğlun ÖMER
Doğurdun beni bir hastanede kör karanlık bir gecede On dört yaşında beni Antalya ya saldın anacım Ama inan göbeğimi kopartığında bu kadar canım yanmamıştı Belki bu yüzden bu yüzden anacığım yüzüm gözüm kırık dolaşırım hala Avuçlar dolusu ağladım yalnızlığımda pek belli etmeden Ama en çok babam buzağımı kestiğinde ağlamıştım Şimdi bunlar nerden çıktı deme bana hep konuşmak istemişimdir yıllar yılı Ama olmadı Bekli de fakir olmanın bedeli Bir sofrada kahvaltıya doyamadım anacığım bırakta konuşayım Beklide ölesim gelmiş kim bilir bırakta ağlayayım Buralarda insanlar araba ve elbise markalarını ezberlerler bense ayrılıkları Bağzıları yazlıklara gitmeye özler bense mis kokulu anneme kavuşmayı özlerim Kendimi kızılağaçlar arasında kaybediyorum zaman zaman Başıma bastığın toprağın kokusu vuruyor anam anacığım Anacığım bilirsin üniversiteyi Eskişehirde ki Hüseyin Amcanın parasıyla bitirdim Düzensiz harcamalarımı da bilirsin aç kaldım zaman zaman ama onursuz hiçbir zaman Hiçbir zaman da gücenmedim yedi bölgeli ülkeme Çok küfür ettim onursuzlara vazgeçmem derdim Düşüncelerimden dolayı çok uğraştılar benimle Kökü toprakta karayemiş fidanı gibi direndim dimdik onurla İki kez dövdüler beni ağustos ayında ise ekinler sararırken doğduğum şehirde uyandım 9 yaşındayken âşık oldum üniversitedeyse bir orospuya ablamın ve senin müdahalene karşı Velhasıl çok sevdim kadınları anacım aldattıklarımda oldu aldatıldığım da ama asla konuşmadım arkalarından Hele sana lacivert gözlü torun veremedim ya ben yine hayırsız oğlunum senin Kimsenin önünde eğilmedi bu asi başım Bize ilkokulda öğretti öğretmenlerimiz Celal Bahçekapılı Nuri Gazioğlu ve Orhan Yavuz İleriyi görmek için başımızı hep dik tutmayı onlardan öğrendik Bu yüzden anacığım işte bu yüzden güneşin bile üzerine yürüdüm gölgemi geçmek için İyide oldu uzakta kırılan söğüt dalını gördüm acısını da Mısır püskülünü rüzgârda salınmasını seyrettim bahtiyarlığını da Şimdi gelelim sana beni iyi dinle koca çınarım Doktorların iyi doktordur ilaçlarını bir defa olsun saatinde al be anacım arada da telefonu aç Öyle kolay pes etmek yok yaşamakta direneceğiz ve kahretsin ki buda bizim elimizde olan bişey anacığım Duyduğuma göre resmimi duvara asmışsın benim koca anacığım millet senin kara bıyıklı oğluna sevdanı bilemez gülecekler sana Mektubumdaki üzünçlerimden babama bahsetme beni kırsada yıkamaz bu kirli şehir hem kolay okuyasın diye büyük harflerle yazdım kolayına gelipte ablama okutma cumhuriyet kadını evet anam yine kirpiklerim tuzlandı yine galiba şimdilik bu kadar Seni ilkbaharda patlayan tohumun hışırtısı kadar masum öpüyorum ve seni kardelen çiçeğinin özlemiyle kucaklıyorum Biliyorum bu son sözlerden bir şey anlamadın ve beni sövdürmeye başlıyorsun O zaman al sana al sana biricik anacım seni çok seviyorum hayırsız oğlun ÖMER
2 Mart 2013 Cumartesi
Gizli Koy
yüksekçe bir yerden bakınca sonunda sahili gördü, hava sıcak,nemliydi. yorgun ve susamıştı. ama sahilin güzelliğiyle unuttu her şeyi. nefes almayı hatırladı önce. derin bir soluk çekti tuzlu ve meltemle birlikte gelen deniz kokusuyla. sanki hiç nefes almamış gibi uzun süredir.
daha bi hayli yolu vardı sahile varmak için ve önünde bir keçi yolu vardi engebeli yer yer dik. denizin kokusunu almıştı bi kere ne kadar dik olursa olsun, yolda dikenli otlar batarsa batsın aldırmıyor gibiydi.
kayalardan inerken kolu kireçli taşa çarptı az biraz yaralandı. acıdan hızlı bir nefes alırken burnuna gelen hava çam kokusuyla karışmıştı. o an kolunun acısı da geçti gitti. ağustos böceği 4. konçertosundan bir parça çalıyordu hangi ağaçtaydı kim bilir..
sahile git gide yaklaşıyordu adamın heyecanı artıyordu. sahil kumlu değil taşlıydı deniz berraktı. kimsecikler yoktu. bilinen bir koy değildi. diğer koylardan da bir farkı yoktu ama berraktı. Adam o kadar iyi yüzme bilmezdi yüzerdi işte. koştu koştu koşarken tshirtünü attı ayakkabıları fırlattı tam ayakları suya değecekti ki uyandı ..
16 Şubat 2013 Cumartesi
kimliksiz olmak
bir adam düşün
düşün ki yersiz yurtsuz
bağlanmak istiyor bi yere
memleket dediği yerde yabancı
yabancı olduğu yerde kimsesiz
olmak istediği yerde kalamayan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



