2 Mart 2013 Cumartesi

Gizli Koy

yüksekçe bir yerden bakınca sonunda sahili gördü, hava sıcak,nemliydi. yorgun ve susamıştı. ama sahilin güzelliğiyle unuttu her şeyi. nefes almayı hatırladı önce. derin bir soluk çekti tuzlu ve meltemle birlikte gelen deniz kokusuyla. sanki hiç nefes almamış gibi uzun süredir. daha bi hayli yolu vardı sahile varmak için ve önünde bir keçi yolu vardi engebeli yer yer dik. denizin kokusunu almıştı bi kere ne kadar dik olursa olsun, yolda dikenli otlar batarsa batsın aldırmıyor gibiydi. kayalardan inerken kolu kireçli taşa çarptı az biraz yaralandı. acıdan hızlı bir nefes alırken burnuna gelen hava çam kokusuyla karışmıştı. o an kolunun acısı da geçti gitti. ağustos böceği 4. konçertosundan bir parça çalıyordu hangi ağaçtaydı kim bilir.. sahile git gide yaklaşıyordu adamın heyecanı artıyordu. sahil kumlu değil taşlıydı deniz berraktı. kimsecikler yoktu. bilinen bir koy değildi. diğer koylardan da bir farkı yoktu ama berraktı. Adam o kadar iyi yüzme bilmezdi yüzerdi işte. koştu koştu koşarken tshirtünü attı ayakkabıları fırlattı tam ayakları suya değecekti ki uyandı ..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder